BİYOGRAFİ ( YAŞAM ÖYKÜSÜ)

Biyografi

  1. Biyografi (yaşam öyküsü), alanında tanınmış bir kişinin hayatını anlatan yazı türüdür.
  2. Biyografi türünde siyaset, bilim, sanat, spor vb. alanlarda tanınmış insanların hayatı; bilgi, belge ve tanıklara dayanılarak tarafsız ve gerçekçi bir şekilde anlatılır.
  3. Kişinin değeri, benzerlerinden farklı yönleri anlatılır.
  4. Biyografiler bilgi, belge ve tanıklıklara bağlı olarak nesnel bir dille yazılır.
  5. Biyografilerde bazen anılardan da yararlanılır.
  6. Açık, sade bir dille yazılan biyografide genellikle kronolojik bir sıra izlenir.
  7. Diğer öğretici metinlerde olduğu gibi biyografilerde de anlatıcı kurmaca bir kişi değil, yazarın kendisidir.
  8. Eski Yunan edebiyatında Plutarkhos’un Hayatlar adlı eseri ilk biyografi örneği kabul edilir.
  9. Türk edebiyatında biyografi türünde ilk eser, Malik Bahşi'nin Feridüddin Attar'dan çevirmiş olduğu ve mesleklerine göre düzenlenmiş dinî kişiliklerin biyografilerine yer veren Tezkiretü'l-Evliyâ 'dır.
  10. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Atatürk adlı eseri ile Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adam (Atatürk), İkinci Adam (İsmet İnönü) bu türün tanınmış örneklerindendir.


Otobiyografi

  1. Otobiyografi (öz yaşam öyküsü) yazarın kendi yaşamını anlattığı yazı türüdür.
  2. Biyografide ve otobiyografide hayatı ele alınan kişinin başarıları, ilham verici yönleri açık, sade bir dille anlatılır.
  3. Otobiyografide anlatıcı birinci kişiyken biyografide üçüncü kişidir.
  4. Yazarın iç dünyasına dönük kaleme alınan otobiyografiler hafızaya ve anılara dayanır.
  5. Otobiyografi yazarı, biyografi yazarı kadar nesnel olamayabilir.
  6. Türk edebiyatında Şevket Süreyya Aydemir’in Suyu Arayan Adam adlı eseri otobiyografi türünde yazılmıştır.
NOT: Bazı hikâye ve romanlarda biyografi ve otobiyografi türlerinden yararlanılmıştır. 
  • Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı (Mustafa İnan) adlı eseri biyografik
  • Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanı ise otobiyografik bir romandır.

    Biyografi ve otobiyografi türleriyle benzerlikler gösteren monografi, öz geçmiş / CV,
hâl tercümesi ve portre gibi türler de vardır.

Monografi

  1. Sınırları kesin olarak belirlenmiş bir konuyu özel bir bakışla derinlemesine, ayrıntılı olarak anlatan yazılardır.
  2. Monografiler bir kişi, yer, eser, olay, konu hakkında yazılabilir.
  3. Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam, İkinci Adam;  Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı tanınmış monografi örneklerindendir.

 

Portre

  1. Bir kişiyi ayırt edici yönleriyle tanıtmayı amaçlayan yazılardır.
  2. Kişiyi yalnızca dış görünüşüyle yansıtan portreye fiziksel portre; kişinin iç dünyasını, duygularını, düşüncelerini, huy ve karakter özelliklerini anlatan portreye de ruhsal portre denir.
  3. Portrelerin çoğunda bu iki türün özellikleri bir arada bulunur.

 

Nekroloji

Ölen ünlü bir kişinin ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla anlatıldığı yazılardır.

 

Hâl tercümesi

Osmanlı Dönemi’nde yazılan, daha çok öz geçmiş özelliği gösteren eserlerdir.

 

Tezkire

  1. Eski dönemlerde önemli kişilerin, özellikle şairlerin hayatlarının anlatıldığı,  eserlerinden örneklerin verildiği düzyazı türüdür.
  2. Tezkireler bir tür edebiyat tarihi çalışması da sayılabilir.
  3. Tezkireler çoğunlukla yazarlarının adıyla anılır. 
  4. Tezkirede şairler genellikle alfabetik olarak sıralanır.
  5. Nesnel bir tutumla, açık ve sade bir dille, bilgi vermek amacıyla yazılan biyografilere göre tezkireler; öznel bir tutumla, övgü veya yergi amacıyla kaleme alınmıştır.
  6. Türk edebiyatındaki ilk şairler tezkiresi Çağatay şairi Ali Şîr Nevâî’nin yazdığı Mecâlisü’n-Nefâis’tir.
  7. Anadolu sahasında yazılan ilk şairler tezkiresi Sehî Bey’e ait olan Heşt Behişttir.

 

Öz geçmiş / CV

  1. Kişinin, hayatındaki önemli evreleri; elde ettiği bilgi, beceri ve tecrübeleri kendi ağzından anlattığı yazı türüdür.
  2. Öz geçmiş, çoğunlukla bir iş başvurusunda, kişinin kendini tanıtmak için başvuru yaptığı kurum ya da kuruluşa verilmek üzere yazılır.
  3. Öz geçmiş; kişinin öğrenim durumunu, iş tecrübelerini, özelliklerini eksiksiz olarak yansıtmalıdır.

 

Öz Geçmiş Yazma Aşamaları

  1. Kişisel Bilgiler (isim, doğum tarihi ve yeri, medeni durum, askerlik durumu vb.)
  2. İletişim Bilgileri (adres, telefon, e-posta vb.)
  3. Öğrenim Bilgileri
  4. İş Deneyimi
  5. Yeterlilikler (bilgisayar, yabancı dil vb.)
  6. İlgi Alanları
  7. Ödüller (varsa)
  8. Referanslar (istenirse)

 

BİYOGRAFİ ÖRNEĞİ

    2 Aralık 1884 tarihinde Üsküp'te dünyaya geldi. Annesi, ünlü divan şairi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım; babası eski icra memuru dönemin belediye başkanı İbrahim Naci Bey'dir.

     İlköğrenimine, 1889 yılında Üsküp'te Sultan Murat Külliyesi'nin bir parçası olan Yeni Mektep'te başladı. Daha sonra yine Üsküp'te bulunan Mektebi Edeb'e devam etti. 1892'de Üsküp İdadîsi'ne girdi.

     Okuduğu Fransızca romanların ve Jön Türkler'e duyduğu ilginin etkisiyle 1903 yılında II. Abdülhamit baskısı altındaki İstanbul’dan kaçarak Paris’e gitti.

 

OTOBİYOGRAFİ ÖRNEĞİ

      Adım Ayşe Özgüven. 21 Ekim 1987’de Burdur’da dünyaya geldim. Şu an 33 yaşındayım. Babamın adı Mustafa, annemin adı Nurgül’dür. Babam ve annem aynı üniversitede tıp fakültesinde tanışmışlar. Daha mezun olmadan evlendikleri ve annem bana hamile kaldığı için okulu bırakmak durumunda kalmış. Daha sonraki vaktini ise beni büyüterek geçirmeyi tercih etmiş………………..

 

MONOGRAFİ ÖRNEĞİ

Günümüz âşıklarından, Sümmânî’nin soyundan gelen ve Sümmânî kolunu devam ettiren Hüseyin Sümmânîoğlu âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerindendir. Sümmânîoğlu, şiirlerini hazırlıklı ya da irticalen söylemektedir. Şiirlerinin üretimine sebep olan olay ya da durumlar şiirlerin başında belirtilmiştir. Şiirlerin %90’ında tarih bulunmamaktadır…………

 

NEKROLOJİ ÖRNEĞİ

O, biraz kilolu biriydi. Hayatı otel odalarında geçmiş, bu yüzden de düzensiz beslenmişti. Hazır cevaplı oluşu kadar, tanımadığı insanlara dahi bazen çok güzel, çok sıcak espriler yapabilirdi. Bir gün, Yahya Kemal, bir yokuşun sonundaki lokantanın önündeki sandalyeye kendini zar zor atıp nefes nefese kalıp oturmuşken içeriden çıkan garson: 

” Buyurun beyim,” diye atılıp: “ Ne alırsınız? “ diye sorunca ,Yahya Kemal, tebessüm edip: 

” Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım.

 

PORTRE ÖRNEĞİ

NAMIK KEMAL

    Namık Kemâl, gayet büyük yuvarlak başlı, pek yüksek alınlı, pembe çehreli, hiddetlendikçe çatılır az eğri kaşlı, koyu elâ gözlü, irice burunlu, fevkalâde güzel ağızlı, kırk yaşından sonra siyah denecek kadar koyulaşmış uzunca, kumral sakallı, kısaya mail orta boylu, şişmanca, omuzları geniş, elleri ayakları küçük bir insandı. (Ali Ekrem Bolayır, Namık Kemâl)


CV / ÖZ GEÇMİŞ ÖRNEĞİ





Edebî Dil ile Sosyal Medya Dili

Edebi Dil Nedir?

  1. Sanatlı, süslü ve mecazlı bir dildir. 
  2. Şiir, roman, hikâye gibi edebî türlerde kullanılır. 
  3. Duygu ve düşünceler derinlemesine anlatılır. 

Örnekler: 

  • Kalbim, rüzgâra kapılmış bir yaprak gibi savruluyordu.
  • Gözleri, karanlık gecede parlayan iki yıldız gibiydi. 
  • Kalbim, rüzgâra kapılmış bir yaprak gibi oradan oraya savruluyordu. 


Sosyal Medya Dili Nedir? 

  1. Günlük ve sade bir anlatım biçimidir. 
  2. Kısaltmalar, emojiler ve argo ifadeler içerir. 
  3. Hızlı ve etkili iletişim amacı taşır. 

Örnekler: 

  • Ayy çok sıkıldım yaa 😤
  • Ben şok 😲
  • Yıkılıyor burası 
  • Kanka gel bi story atalım 


      Bir duygu ya da  düşüncenin aktarımı, edebi dil ile sosyal medya dilinde farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

Örnek:  "Çok mutluyum."

Edebi Dil:  İçimde bahar çiçekleri açıyor, neşe dalga dalga yayılıyor ruhuma. 

Sosyal Medya Dili:  La aşırı mutluuuuum. Gülmekten yanaklarım ağrıyo😂



ÇALIKUŞU ROMANI/SORU-CEVAP

 1) Romanın kahramanlarından Kamran’ı Madrid’e çağıran amcası ona ne teklif eder?

A) Öğretmenlik
B) İşlerinin başına geçmesi
C) Sefâret Kâtibliği
D) Çocuklarına özel ders vermesini
E) Yalnız kalmaktan sıkıldığı için ona arkadaş olmasını

2) Romanın kahramanlarından Feride nişan yüzüğünü neden parmağından çıkaramaz?


A) Parmağı yara olduğu için
B) Yüzük çok güzel olduğu için çıkarmaya kıyamamıştır
C) Yüzük dar olduğu için
D) Kuzeniyle iddialaştığı için
E) Çıkarırsa kaybedeceğinden korktuğu için

3) Romanın kahramanlarından Feride’nin annesi öldükten sonra, babası onu nereye gönderdi?

A) Sütannesinin yanına
B) Okula
C) İstanbul’a büyükannesinin yanına
D) Teyzesinin yanına
E) Hüseyin onu kendi evine götürmüş

4) Romanın kahramanlarından Feride’ye Çalıkuşu lakabını takan kimdir?

A) Babası
B) Annesi
C) Kamran
D) Müjgan
E) Sör mektebinde bir öğretmen

5) Romanın kahramanlarından Feride’ye Çalıkuşu lakabı takılmasının sebebi nedir?

A) Kuşları sevdiği için
B) Bahçede yaralı çalıkuşu bulup iyileştirdiği için
C) Çalıkuşu beslediği için
D) Ağaçlara çıkıp daldan dala atladığı için
E) Sürekli kuşlarla oynadığı için

6) Aşağıdakilerden hangisi R. Nuri GÜNTEKİN’in “Çalıkuşu” romanının dil özelliklerinden değildir?

A) Sanatlı bir üslup
B) Kısa cümleler
C) Kişiler yöresel ağızla konuşturulmuştur.
D) Açık, sade dil
E) Hemen hemen herkesin anlayabileceği bir dil

7) Romanda Darülmuallimat Mektebi’nde öğrencileri Feride’ye hangi ismi takmıştır?


A) Gülbeşeker
B) Çalıkuşu
C) İpekböceği
D) Güvercin
E) İpek kozası

8) Romanda Zeyniler Köyü’nde en çok bulunan kız çocuğu isimleri nelerdir?

A) Ayşe-Fatma
B) Fadime-Zehra
C) Zeynep-Necmiye
D) Elif-Melisa
E) Zehra-Ayşe

9) Romanın kahramanlarından Hacı Kalfa kimdir?

A) Feride’nin bakıcısı
B) Büyükannesinin kalfası
C) Kamran’ın babası
D) Feride’nin kaldığı otelin odacısı
E) Feride’nin babası

10) Romanın kahramanlarından Feride’nin evlatlığının adı nedir?


A) Zehra
B) Ayşe
C) Fatma
D) Ceren
E) Munise

11) Aşağıdakilerden hangisi R. Nuri GÜNTEKİN’in “ÇALIKUŞU romanında Zeyniler köyünde çocukların sevdiği eğlencelerden biridir?

A) Seksek oynamak
B) Cenaze oyunu
C) Saklambaç oynamak
D) Körebe oynamak
E) Konsere gitmek

12) Romanın kahramanlarından Feride’nin Zeynilerdeki evinin manzarasında ne vardı?

A) Deniz
B) Mezarlık
C) Dağ
D) Göl
E) Orman

13) “ÇALIKUŞU” romanının yazarı kimdir?


A) Abdülhak Şinasi Hisar
B) Ahmet Hikmet Müftüoğlu
C) Samiha Ayverdi
D) Reşat Nuri Güntekin
E) Refik Halit Karay

14) Romanın kahramanlarından Feride neden öğretmenlikten istifa eder?

A) Büyükannesinden miras kaldığı için
B) Çalışmaktan sıkıldığı için
C) Munise hasta olduğu için
D) Hayrullah Beyle çıkan dedikodu yüzünden
E) Yeni tayin yerini beğenmediği için

15) Romanın kahramanlarından Munise evden kaçtığı gece kendine gelir gelmez ne dedi?

A) Bir bardak su
B) Anne
C) Bir parça ekmek
D) Yardım edin
E) Ben neredeyim?

16) Aşağıdakilerden hangisi Romandaki yardımcı temalardan değildir?

A) Eğitimdeki sorunların ele alınması
B) Toplumun değişime hemen ayak uyduramaması
C) Görücü usulüyle evlenmenin sakıncaları
D) Kızların eğitimine de erkekler kadar önem verilmeli
E) Eğitimde torpil sorunu

17) Romanın kahramanlarından Feride’nin, dadısı Fatma’dan ayrılmak zorunda kalmasının sebebi nedir?

A) Fatma’nın hastalanması
B) Daha iyi bir dadı bulunması
C) Fatma’nın çocuğunun olması
D) Feride’nin babasının tayini çıkması
E) Fatma’nın evlenmesi

18) Romanın kahramanlarından Feride’nin sürekli gittiği Maarif Nezareti’nin bugünkü ismi nedir?


A) Milli Eğitim Bakanlığı
B) Savunma Bakanlığı
C) Adalet Bakanlığı
D) Devlet Su İşleri
E) Bayındırlık Müdürlüğü

19) Romanın kahramanlarından Kâmran, Feride’ye ne zaman evlenme teklifi etti?

A) Okula ziyarete gittiğinde
B) Akşam yemeğinde
C) Deniz kenarında gezerken
D) Manzarayı izlerken
E) Salıncakta sallanırken

20) Romanın kahramanlarından Feride’nin günlüğü Kâmran’ın eline nasıl geçmiştir?

A) Feride’nin teyzesi vermiştir.
B) Feride’nin çantasında şans eseri görmüştür.
C) Hayrullah Beyin vasiyeti üzerine Müjgan tarafından Kâmran’a ulaştırılmıştır.
D) Hayrullah Bey Kâmran’a vermiştir.
E) Feride’nin teyzesi bulup Kâmran’a vermiştir.

21) Romanın kahramanlarından Kâmran’la ilişkisi olan İsviçre’deki hasta kızın adı nedir?

A) Berrin
B) Zehra
C) Ayşe
D) Müzeyyen
E) Münevver

22) Romanın kahramanlarından Feride’nin ona sürekli yardımcı olan ikinci dili nedir?


A) Fransızca
B) İngilizce
C) Arapça
D) Rusça
E) Bulgarca

23) Romanın kahramanlarından Feride B…. Vilayetinin merkez rüştiyesine hangi derslerin öğretmeni olarak tayin edilmiştir

A) Fransızca ve Türkçe
B) Coğrafya ve Resim
C) Müzik ve Resim
D) Tarih ve Fransızca
E) Matematik ve Fizik

24) Romanın kahramanlarından İhsan Bey, Feride’nin evlenme teklifini neden reddeder?

A) Kendisi reddedildiği için
B) Başkasına aşık olduğu için
C) Feride’nin Kâmran’ı sevdiğini bildiği için
D) Feride’nin ona merhamet ettiğini düşündüğü için
E) Hayrullah Bey izin vermediği için

25) Romanın kahramanlarından Ç…. Vilayetinde Feride’ye takılan isim nedir?

A) Gülbeşeker
B) Şeker Kız
C) İpekböceği
D) Çalıkuşu
E) Hocanım

 

26. Çalıkuşu romanında yazarın okuyucuya vermek istediği asıl mesaj nedir?


A) Feride ile Kamran’ın aşkı
B) Anadolu’nun sorunları
C) Eğitim sorunları
D) Kadınların sorunları
E) Çocukların sorunları

27. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin öğretmenliğe başlamadan önceki karşılaştığı ilk problem nedir?


A) Bürokrasi
B) Yalan
C) Rüşvet
D) Adam kayırma
E) Giyim tarzı

28. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin öğretmenliğe başlarken yaptığı ilk uygulama ne olmuştur?


A) Öğrencilere kitap okutmuştur
B) Öğrencilerin isimlerini öğrenmiştir
C) Sınıfın ısınmasını sağlamıştır.
D) Öğrencilerin kıyafetini değiştirmiştir
E) Sınıf ortamını düzenlemiştir

29. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin çocuklara yaklaşımındaki baskın duygu nedir?


A) Acıma
B) Sevgi
C) Üzüntü
D) Merhamet
E) Şefkat

30. “Çalıkuşu” adlı eserde, Aşağıdakilerden hangisi Feride’ye verilen isimlerden değildir?

A) Fındık kurdu
B) İpekböceği
C) Gülbeşeker
D) Günaçar
E) Çalıkuşu


31. “Çalıkuşu” adlı eserde, Munise’yi diğer çocuklardan ayıran en önemli özellik nedir?

A) Güzel olması
B) Farklı olması
C) Akıllı olması
D) Okumayı bilmesi
E) Nazik olması

32. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin en son yaptığı görev nedir?


A) Hemşirelik
B) Öğretmenlik
C) Okul Müdürlüğü
D) Müdür Yardımcılığı
E) Mürebbiyelik

33. “Çalıkuşu” adlı eserde, Zeyniler’ de öğrencilerin oynadığı oyunların ana teması nedir?

A) Ölüm
B) Evlenme
C) Ayrılık
D) Gurbet
E) Hasret

34. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin Vehbi’yi diğer çocuklardan farklı görmesinin sebebi nedir?


A) Karakter özelliğinin kendisi ile benzer olması
B) Çalışkan olması
C) Ona çevredeki olaylar hakkında bilgi vermesi
D) Korkusuz olması
E) Yetim ve öksüz olması

35. “Çalıkuşu” adlı eserde, Feride’nin öğretmenlik yapmasında ona yardımcı olan en önemli unsur nedir?


A) Güzel olması
B) Fransızca bilmesi
C) İstanbullu olması
D) Zarif olması
E) Lise mezunu olması

 

36. “Çalıkuşu” romanında Feride'nin annesi öldükten sonra, babası onu bakmaları için nereye, kimin yanına göndermiştir?

A) İstanbul'daki Sor mektebine
B) İstanbul’a Gül misal dadının yanma
C) İstanbul'a büyükannesinin yanına
D) Tekirdağ'a Ayşe teyzesinin yanına
E) İstanbul'a Besime teyzesinin yanına

37. Feride'ye "Çalıkuşu" ismini ilk defa kim takmıştır?

A) Babası
B) Sör mektebindeki bir öğretmen
C) Kâmran
D) Müjgan
E) Büyükannesi

38. Feride'ye "Çalıkuşu" ismi niçin takılmıştır?

A) Ağaç diplerinde uyuduğu için
B) Kuş yuvalarını düzeltmeyi sevdiği için
C) Çok haşarı olduğu için
D) Okulun bahçesindeki kuru ağaca çıkarak daldan dala atladığı için
E) Çok konuştuğu için

39. Aşağıdakilerden hangisi Feride'yi Anadolu'da öğretmenlik yapmaya iten sebeplerden biri değildir?

A) Farklı maceralar peşinde koşmak istemesi
B) Kâmran'la evlenmekten vazgeçmesi
C) Tanıdıklarından uzaklaşmak istemesi
D) Kâmran'ın onu Avrupa'da aldattığını öğrenmesi.
E) Kâmran'ın onu Anadolu'da bulamayacağını düşünmesi


40. Feride, Anadolu'ya gittiğinde ilk olarak hangi göreve atanmıştır?

A) Edebiyat öğretmenliğine
B) Fransızca öğretmenliğine
C) Tarih öğretmeliğine
D) Coğrafya ve resim öğretmenliğine
E) Müzik öğretmenliğine

41. Zeyniler köyündeki okul kapatılınca Feride, Anadolu'daki bir kız mektebinde hangi göreve başlamıştır?

A) Musikî öğretmenliğine
B) Coğrafya ve resim öğretmenliğine
C) Fransızca öğretmenliğine
D) Tarih öğretmenliğine
E) Edebiyat öğretmenliğine

42. Feride'nin günlüğü Kâmran'ın eline nasıl geçmiştir?

A) Tesadüfen Kâmran tarafından Feride'nin odasında bulunmuştur.
B) Feride'nin teyzesi tarafından Kâmran'a verilmiştir.
C) Feride'nin kocası Hayrullah Bey tarafından bizzat Kâmran'a verilmiştir.
D) Feride'nin büyükannesi tarafından Kâmran'a verilmiştir.
E) Hayrullah Beyin vasiyeti üzerine Müjgan tarafından Kâmran'a ulaştırılmıştır.

43. Feride neden Doktor Hayrullah Beyle evlenmeyi kabul etmiştir?

A) Hayrullah Bey varlıklı biri olduğu için
B) Hayrullah Beye vefa borcu olduğu için
C) Kâmran'ı unutmak için
D) Kuşadası'nda çıkan dedikodulara son vermek için
E) Yaşamına Anadolu'da devam etmek istediği için

44. Feride’nin babasının mesleği nedir?

A) Esnaf
B) Çiftçi
C) Öğretmen
D) Subay
E) Doktor

45. Kamran’la ilişkisi olan İsviçre’deki hasta kızın adı nedir?


A) Müzeyyen
B) Makbule
C) Münevver
D) Selma
E) Nagehan

 

Cevap Anahtarı:

  1-C       2-C       3-C      4-E        5-D      6-A      7-C      8-E      9-D    10-E

11-B     12-B    13-D    14-D     15-C    16-C    17-E    18-A    19-E    20-C

21-E     22-A    23-B     24-D     25-A      26-C      27-A      28-E      29-D      30-D

31-B      32-C      33-A      34-A      35-B    36-C  37-B   38-D   39-A   40-D  

41-C    42-E    43-D   44-D   45-C

 

Tecahül-i Arif / ELEŞTİREL FİLM İZLEME


       AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDA YER ALAN FİLMİ
       ELEŞTİREL BAKIŞ AÇISIYLA  İZLEYİP DEĞERLENDİRİNİZ.



Reşat Nuri Güntekin-Çalıkuşu


Çalıkuşu---Video

Bilgi Notu:
    Çalıkuşu adlı roman Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında yazılmıştır. Roman, Türk edebiyatının en çok okunan eserleri arasında yer almaktadır.

Özet:
    Roman, Feride’nin çocukluk yıllarında başlar. Feride’nin babası bir süvari binbaşısıdır, görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmektedir. Feride, daha üç yaşına girmeden babası tarafından, annesiyle birlikte bir köye gönderir. Annesi hasta bir kadın olduğu için Feride’yle pek ilgilenememektedir. Bu yüzden ona bir dadı tutalar. Ancak Feride dört yaşındayken dadısı evlenir ve Feride’yi bırakır. Feride, bunun için günlerce ağlar. Babası, hasta annesiyle birlikte Feride’yi İstanbul’a yollar. Ancak annesi daha İstanbul’a gelemeden Beyrut’ta hayatını kaybeder.
    Babası Feride’yi, neferi Hüseyin’le İstanbul’a teyzesi ve büyükannesinin yanına yollar. İstanbul’da yeni akrabalarıyla tanışan Feride, burada da yaramazlıklarını sürdürür. Sadece teyzesinin oğlu Kâmran’a karşı çekingen davranır.
    Feride, dokuz yaşındayken büyükannesini de kaybeder. Babası onu bir Fransız yatılı okuluna gönderir. Feride yaramazlıklarına burada da devam eder. Pek çok kişinin cesaret edemeyeceği şeyler yapar. Ağaçlara tırmanıp daldan dala atlar. Bu nedenle öğretmenlerinden biri Feride’nin adını “Çalıkuşu” koyar. Feride okul yıllarında babasını da kaybeder. Teyzesinden başka kimsesi kalmamıştır. Yaz tatillerini teyzesinin yanında geçirmektedir. Teyzesinin iki çocuğu vardır. Büyük olanın adı Kâmran, küçük olanın Necmiye’dir.
    Feride, bir gün kiraz yemek için ağaca çıktığı sırada Kâmran’ı, Neriman adlı dul bir kadınla öpüşürken görür ve dayanamayarak güler. Neriman koşarak kaçar. Kâmran ise Feride’nin bundan kimseye söz etmemesini ister. Feride, bu sırrı saklayacağına söz verir. Kâmran da ona düzenli aralıklarla hediyeler göndermeye başlar.
    Okuldaki kızlar yaz tatilinde yaşadıkları aşkları birbirlerine anlatır. Feride de kendini Neriman’ın yerine koyarak Kâmran’la aşk yaşadığını okuldaki kızlara inandırır.
    Yaz tatilinde Feride, Tekirdağ’daki teyzesinin yanına gitmiş, teyzesinin kızı Müjgan ile sırdaş olmuştur. Müjgan, Kâmran’a Feride’nin onu sevdiğini söyler. Kâmran, Feride’ye her şeyi öğrendiğini söyleyerek evlenme teklif eder. Feride ile Kâmran nişanlanır. Kâmran dört yıl İspanya’da sefaret kâtibi olarak çalışacak, bu arada Feride okulunu bitirecektir.
    Dört yıl sonra, evlenmelerine üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride, bahçede dolaşırken kapının önünde siyah çarşaflı bir kadın gelir. O kadın Feride’ye Kâmran’ın Avrupa’da bir sevgilisi olduğunu söyler. Kâmran’ın sevgilisine yazdığı bir mektubu okur. Bunun üzerine Feride, bir not yazarak evi terk eder. Kendi hayatını yeniden kurmak için Anadolu’ya öğretmen olarak gitmeye karar verir.
    Bu olaydan sonra Feride’nin Anadolu macerası başlar. Feride Maarif Nezaretine giderek iş başvurusunda bulunur. Bursa’nın Merkez Rüştiyesi’nde coğrafya ve resim öğretmenliğine tayin edilir. Bursa’ya gittiğinde bir başkasının da aynı göreve atandığını görür. Bunun üzerine Bursa’nın Zeyniler köyünde göreve başlar. Zeyniler, yolu dahi olmayan, bakımsız, geri kalmış bir köydür. Okul eski bir ahırdır. Feride, bu köyde insanlara yardım edip onların çocuklarını eğitmeye çalışır. Munise adında öksüz bir öğrencisini evlat edinir. Hayrullah adında askeri bir doktorla tanışıp dost olur. Bir gün köye bir müfettiş gelir ve ahırdan bozma okulda öğrenim görülemeyeceğini bildirir. Okul kapatılır.
    Feride, yanına Munise’yi ve bir keçi yavrusunu da alarak Bursa’ya döner. Maarif Müdürünün yanına gittiğinde, müdür ona açıkta yer olmadığını söyler. Ancak Feride, müdürün yanında bulunan arkadaşıyla Fransızca konuşur. Bu sayede Bursa Darülmuallimatına atanır.
    Feride’nin güzelliği pek çok yerde başına bela olur. Kendisine çok yakın hissettiği Şeyh Yusuf Efendi, Feride’ye âşık olur. Üstelik bunu Feride’nin dışında herkes bilmektedir. Bir gün bu durumu bir arkadaşı Feride’ye söyler. Feride çok utanır ve insan içine çıkamaz olur. Çünkü Şeyh Yusuf hastalanmıştır ve herkes Feride’yi bunun suçlusuymuş gibi görmektedir. Okulun müdiresi dayanamayıp ondan gitmesini ister. Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüştiyesi’ne tayini çıkar.
    Feride yanına Munise’yi de alarak Çanakkale’ye gider. Zeyniler köyünden aldıkları keçiyi Hacı Kalfa’ya bırakıp onun yerine altı tana kuş satın alır. Feride’nin güzelliği Çanakkale’de de başına bela olur. İlçedeki tüm delikanlılar ondan bahsetmektedir. Soylu bir aileden gelen Binbaşı İhsan’dan evlenme teklifi alır ancak reddeder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Hafız Kurban Efendi adında evli bir adamdan da evlenme teklifi alır, ancak onu da reddeder. Arkadaşlarından Nazmiye Hanım, Feride’yi Burhanettin adında biriyle tanıştırır. Yemeğe indiklerinde aslında bu davetin Feride ile aralarını yapmak için düzenlendiği anlaşılır. Bu olaydan sonra Feride kendini kötü hissetmeye başlar. Çanakkale’de daha fazla kalamayacağını anlar ve İzmir’e gider.
    İzmir’de bölgenin zenginlerinden Reşit Bey’in kızlarına Fransızca dersi vermeyi kabul eder. Artık Feride ve Munise köşkte kalmaktadır. Büyük bir tesadüf eseri Reşit Bey’in kızlarının teyzesi, Kâmran’ın evlendiği Münevver adında bir kadındır. Reşit Bey’in kızı Kâmran’ın bir resmini göstererek onu düğün gecesi terk eden şımarık ve nankör bir kızdan bahseder. Feride, hiçbir tepki göstermez, gerçeği söylemez ve o evden ayrılır.
    Maarif Müdürlüğüne giderek yeniden tayin ister. Kuşadası’nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç olduğunu öğrenir. Feride, bu görevi kabul ettikten sonra Anadolu yolculuğunda son durağı olan Kuşadası’na gider. Kuşadası’ndaki Okulu istediği gibi yöneten Feride, burada aradığı mutluluğu bulmuştur. Ancak bir ay sonra savaş başlar ve okul hastaneye dönüştürülür. Feride, okulda kalan kitaplarını almaya gittiğinde başhekimle tanışır. Başhekim Zeyniler köyünde kendisine hasta bakıcılığı yaptıran Hayrullah Bey’den başkası değildir.
    Feride, burada hasta bakıcılığa başlar. Bir ay sonra kendisini isteyen İhsan Bey, ağır yaralı olarak hastaneye getirilir. Feride, Kâmran’ı unutmak için İhsan’la evlenmek ister. Ancak bu defa İhsan Bey kabul etmez. Feride’nin kendisine acıdığını düşünmektedir. Savaş bittikten sonra okul yeniden açılır, Feride, müdüre olur.
    Feride, Munise’yi kaybeder ve günlerce kendine gelemez. Doktor Hayrullah Bey, dinlenmesi ve kendine gelmesi için Feride’yi çiftliğine götürür. Feride, iyileşince Hayrullah Bey’le birlikte kalmaya devam eder. Çeşitli dedikoduların çıkması üzerine sözde bir nikâh yaparak evlenirler. Ancak Hayrullah Bey, Feride’yi kızı gibi sevmektedir. Çiftliği düğün hediyesi olarak anaokuluna çevirir. Feride, burada ders vermeye başlar.
    Hayrullah Bey, ölmeden önce son isteği olarak Feride’den İstanbul’a gitmesini ve Kâmran’a bir mektup iletmesini ister. Bu mektupta Feride’nin Kâmran’ı sevdiği yazılıdır. Hayrullah Bey, mektubun yanına Feride’nin yazdığı günlüğü de koymuştur.

Burada Feride’nin günlüğü olarak yazılmış olan bölümler biter.

    Feride, İstanbul’a gidince Kâmran’ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlar. Kâmran da sadece Feride’yi sevmiştir. Kâmran eşini kaybettikten sonra oğlunu da alıp Tekirdağ’a gitmiştir. Bir hafta sonra Feride de Tekirdağ’a gider.. Birbirlerine karşı karmaşık duygular içerisindedirler. Feride, eski neşesini bulmuştur. Bazen ölen eşinden ve Munise’den bahseder. Kâmran bunları duyunca kendini çok kötü hisseder. Kâmran’ın oğlu Feride’yi çok sever, yanından hiç ayrılmaz. Feride Kuşadası’na dönmeden önce gerçeği Müjgan’a anlatır. Müjgan Feride’nin getirdiği paketi Kâmran’a Feride gittikten sonra verecektir. Ancak Müjgan, Kamran’a paketi Feride gitmeden önceki akşam verir. Kâmran ve Müjgan, Feride’nin günlüğünü birlikte okurlar. Her şeyi öğrenen Kâmran Feride’yle evlenir ve yıllar süren hasret böylece sona erer.

Romandaki Kişiler

Feride: Pek çok kişiyi kendisine hayran bırakacak güzellikte, ela gözlü, hareketli, duygusal, sevimli, iyi eğitim almış genç bir kızdır. Öğrencilik yıllarında çok hareketli olduğu ve ağaç dallarına çıkmayı çok sevdiği için ona “Çalıkuşu” denmiştir. Feride, çocukluğundan itibaren kendini ezdirmeyen, haklarını savunabilen, insanlarla iyi ilişkiler kurabilen, kültürlü, mücadeleci bir yapıya sahiptir. Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın cehaletiyle savaşan aydın Türk kadınını temsil etmektedir.

Kâmran: Kıvırcık sarı saçlı, mavi gözlü, yakışıklı ve kibar bir gençtir. Feride’nin teyzesinin oğlu ve sevdiği kişidir. Feride’ye karşı duyguları karşılıksız değildir. Ancak Kâmran’ın başka kadınlarla da ilişkisi vardır.

Münevver: Kâmran’ın Feride’yle nişanlıyken Avrupa’da tanışıp aşk yaşadığı kadındır. Münevver, Kâmran’dan daha önce bir evlilik geçirmiş fakat mutlu olamamıştır. Kâmran’la olan evliliğinden bir oğlu vardır.

Neriman: Feride’nin teyzesinin köşküne gelip giden kadınlardan biridir. Genç yaşta kocasını kaybetmiş, iyi giyimli, güzel ve çekici bir kadındır. Kâmran’la ilişkisi vardır.

Doktor Hayrullah Bey: Askeri doktordur. İri yapılı, mavi gözlü, sevimli, yardımsever biridir. Feride’yi kızı gibi sevmektedir. Onu korumak için elinden gelen her şeyi yapar. Hayrullah Bey, karşımıza babacanlığın, sevginin, şefkatin, fedakârlığın ve yardımseverliğin simgesi olarak çıkar.

Munise: Sarışın, beyaz tenli, iyi kalpli, küçük yaşta öksüz kalmış bir köylü kızıdır. Kimsesi olmadığı için Feride onu evlatlık almıştır. Anadolu köylüsünün saflığını, temizliğini, yoksulluğunu ve kimsesizliğini temsil etmektedir.

Hatice Hanım: Zeyniler köyünde öğretmen vekilliği, aynı zamanda temizlik işlerini yapan yaşlı bir kadındır. Çocuklara ceza olarak bazen dayak atar, bazen de bir odaya kapatır. Anadolu’daki yarı aydın tipe örnek bir kişiliktir.

Müjgân: Feride’nin teyze kızı, aynı zamanda sırdaşıdır. Feride’den üç yaş büyüktür. Feride’nin akrabaları arasında en sevdiği, kendine en yakın bulduğu ve dertleştiği kişi Müjgân’dır. Müjgân, Feride’nin tam tersi olarak olgun ve ağırbaşlı bir kişiliğe sahiptir.

Hafız Kurban Efendi: Feride’nin öğretmenlik yaparken oturduğu eve, bitişik oturan komşusudur. Evli olduğu halde Feride’ye evlenme teklif etmiştir. Cahil ve yobaz tiplere örnek bir kişiliği vardır.

İhsan Bey: Feride’nin âşıklarından biridir. Zengin ve soylu bir aileden gelen İhsan Bey, orduda subay olarak görev yapmaktadır. Yakınına düşen bir bomba yüzünden yüzünün bir kısmı feci şekilde yanmıştır.

Mekân: Roman İstanbul, Tekirdağ, İzmir, Çanakkale, Kuşadası, Zeyniler köyü ve ismi verilmeyen birkaç Anadolu köyünde geçer. Romanda, Zeyniler köyü ayrıntılı bir biçimde tasvir edilmiştir.

Zaman: Kesin bir tarih verilmemekle birlikte roman, Cumhuriyet öncesi, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında geçmektedir.

Dil ve Anlatım: Romanın ilk dört bölümü “kahraman bakış açısıyla” Feride’nin ağzından “günlük” biçiminde yazılmış, son bölümü yazarın ağzından “hakim bakış açısıyla” yazılmıştır. Romanda gözleme büyük önem verilmiş, çevre her yönüyle incelenmiş, tasvirler ayrıntılı olarak ve tarafsız bir gözle yapılmıştır. Romanın dili dönemine göre sade, anlaşılır ve akıcıdır.  Realist bir anlayışla yazılan roman, toplumsal içerikli eleştirel özellikler taşıyor.

Romanın Tema ve Konusu: Çalıkuşu'nda öne çıkan temalar ise aşk, kıskançlık, gurur, ihanet, eğitim olarak sayılabilir. İstanbullu Feride'nin nişanlısı tarafından ihanete uğramasını ve kendisini öğretmenlik mesleğine vererek Anadolu'yu karış karış gezmesini konu edinir.